daha nereye kadar
Son dönemde olan olayları okuyup, öğrendikçe ağzım açık bakakalıyorum etraftaki andavallar ordusu gibi, öylece bakıyorum sanırım ben de… Hepiniz gibi…
Kimsenin bir şeye itiraz etmeye mecali dahi yok artık. Her fırsatta, denize dökmekle övündüğünüz “adi yunan” ekonomisi kötüye gidiyor diye ülkeyi yangın yerine çevirirken, cebinizdeki, cebimizdeki son kuruşa kadar soyan ve bunu yaparken pişmiş kelle gibi sırıtmaktan geri kalmayan ucuz şahsiyetlere, sahte entellektüel yaklaşımlarınızla hala destek vermek, siktiğimin demokrasisini getiriyorlar diye bağıra bağıra “evet” demek ucuzculuğun bir başka maskesi yalnızca. Asmalı’da, Nişantaşı’nda kadehinizdeki içkiyi yudumlarken etrafınızdakilerle yaptığınız sahtelik kokan sohbetlerinize ayrı bir meze katıyor olabilir belki. Ne kadar ilerici ve modern olduğunuzu kanıtlamanız için ishal olmuş ağızlarınızdan tükürükler saçarak çıkardığınız cümleler, bardakta eriyip giden buzlar kadar geçici. Ve tünelin ucundaki korkunç karanlık, ertesi sabah başınızın içinde tepişecek filler kadar gerçek ve yakın ama bunu hala kimse görmüyor bile. Koltuğu kaptırmayalım diye kılını kıpırdat(a)mayan, seçim zamanı oy vermekten dahi aciz vizyonsuz, misyonsuz, kitipiyoz muhalefet olduğu sürece, tepemizdeki kabadayıların gözünü padişahlık da kesmeyecektir zamanla…
Hepimiz uyumaya devam edelim. Bugün festivaller gider, türban gelir. Akademik çalışmalar 31 malzemesi kabul edilir, hocalar atılır. Dediğim dedik, çaldığım düdük yasaları çıkarılır hergün, yeni ve gittikçe daha da korkunçlaşarak. 190 kişinin katili hizbullahçılar aramıza karıştırılır tekrar, hatta hayasızca milletvekili olacaklarına dair söylentiler yayılır etrafa, onlarca sapık-psikopat serbest bırakılır tutuklu bulundukları yerlerden, kasımpatı istediği yayını istediği an yasaklama yetkisini alır, hergün yeni bir kafes kapatılır üstümüze… ve siz hala kör gözlerle, küçük mağaralarınızda, sabahlara kadar yiyip içip, asmalı’da nişantaşı’nda muhtemel one-nightlarınızı kesip, “demokrasi nutukları”, “geçmişin diktasıyla hesaplaşma” gibi sahte kisvelerle uyuşturulmuş bedenlerinizi gezdirirken sağda solda, onlar organize şekilde çalışmaya devam ediyor olacak. Bir sabah uyandığınızda; ne çıkacak sokak, ne içecek içki, ne konuşacak insan, ne okuyacak gazete, ne içip sıçtığınız bokları twit edeceğiniz internet kalmış olacak ve o zaman iş işten çoktan geçmiş olacak… Uyanın artık! uyanın ve lanet kıçlarınızı kaldırıp harekete geçin, çok geç olmadan…
Ya da siktirip gidin hayatlarımızdan ve bırakın da kıçını kıpırdatmaya cesareti olanlar bir şeyler yapsın artık…
